| Sitemizi kullanabilmeniz için tarayıcınızda javascriptlerin çalışmasına izin vermelisiniz. |

Lenfositler, bağışıklık sisteminde yer alan hücrelerdir, lenfositler vücutta kan ve lenf damarlarında dolaşırlar ve enfeksiyonlarla ve hastalıklarla savaşan antikorların üretimi başta olmak üzere bağışıklık siteminde birçok rolleri vardır.
Lenfoma, lenfositlerin kanseridir; bu nedenle, lenfoma her zaman lokalize değil sistemik bir hastalık olarak kabul edilir.
Kedilerde lenfoma, viral bir enfeksiyon olan Kedi Leukemi Virüsü ile bağlantılıdır. Bu virüse karşı yapılan aşılamalar ile bu hastalığın görülme sıklığının azaldığına dair araştırma raporları vardır. Ancak hala sık görülen bir kanserdir ve kedilerde kanser teşhislerinin yaklaşık %30'unu oluşturur.
Kedilerde lenfoma daha çok vücuttaki şu bölgelerde görülür;
1. Bağırsak lenfoması; Bu terim, gastrointestinal sistemi etkileyen lenfomayı tanımlar. Bu, kedilerde en sık olarak görülen lenfoma türüdür ve kedi lenfoma vakalarının % 50-70'ini oluşturur. En çok 6 yaş üstü ve daha yaşlı kedilerde görülürken ortalama tanı yaşı 9-13 arasında değişmektedir.
2. Mediastinal lenfoma; Bu lenfoma formunda göğüsteki lenfoid organlar (lenf düğümleri veya timus gibi) etkilenir. Mediastinal lenfoma genellikle genç kedilerde görülür ve ortalama başlangıç yaşı 5 yaştır. Bu tip lenfoma, kedi leukemi virüsü ile güçlü bir şekilde ilişkilidir; etkilenen kedilerin %80'inde leukemi virüsü pozitiftir.
3. Renal lenfoma; Böbrekteki lenfoma, fonksiyonel böbrek hücrelerinin yerini kanser hücreleri aldığından böbrek yetmezliği belirtilerine yol açabilir. Bu tip lenfoma da yine kedi leukemi virüsü ile ilişkilidir ve etkilenen kedilerin %50'sinde kedi leukemi testi pozitiftir.

Lenfomanın klinik belirtileri nelerdir?
Kedi lenfoması en sık mide bağırsak kanalında görüldüğü için öncelikle sindirim sitemindeki formun klinik şikayetlerine değinmek iyi olacaktır. Malesef, lenfomanın klinik belirtileri diğer sindirim sistemi hastalıklarına benzer. Etkilenen kedilerde iştahsızlık kusma ve ishal gibi spesifik olmayan belirtiler vardır, sonuçta kilo kaybı gelişir. Bu belirtiler uzun vadede dönemsel olarak ortaya çıkar. Septomatik tedavilerle biraz düzelme olur, ancak kronik olarak sorun hep devam eder.
Mediastinal lenfoma göğüste oluşur ve bu nedenle hastanın şikayetleri sıklıkla solunum güçlüğü ile ilişkilidir. Göğüs boşluğunda oluşan sıvı genellikle tümörün etrafında birikmeye başlar ve bu da etkilenen kedinin ciğerlerini tamamen şişirmesini zorlaştırır.
Renal lenfomalı kedilerde böbrek yetmezliği ile ilişkili belirtiler görülebilir. Bu belirtiler genellikle iştah azalması, kilo kaybı, artan su içme isteği ve sık idrara çıkma, ancak buna rağmen şekillenen dehidrasyon gibi belirtilerdir. Bu değişikliklerin tümü, kan dolaşımında böbreklerin lenfomadan etkilendiğinde etkili bir şekilde filtreleyemediği toksinlerin birikmesiyle ilişkilidir.
Lenfoma nasıl teşhis edilir?
Veteriner hekim öncelikle, kedinizin genel sağlığını değerlendirmek ve klinik belirtilerinin diğer nedenlerini ekarte etmek için kan alırak basitçe iki ana grupta inceleme yapar. Yapılan biyokimyasal testler ve hemogram ile organ fonksiyonları ve bağışıklık sisteminin durumu hakkında bir ön değerlendirme yapılmış olur. Yine görüntüleme tekniklerinden ultrason ve röntgenden yararlanılarak bilgi toplanmaya çalışılır.
Ancak lenfomanın kesin teşhisi, etkilenen dokudan alınan numunenin mikroskopik olarak incelemesi sonucunda kanserli hücrelerin bulunması ile konulabilir.
Bazı durumlarda, kedi lenfoması ince iğne aspirasyonu ile teşhis edilebilir. Bu yöntemde hekim ilgili alana (büyümüş bir lenf nodu, büyümüş böbrek, kalınlaşmış bağırsak bölgesi veya göğüste bulunan sıvı) bir iğne ile aspirasyon yapar ve az sayıda hücreyi alır. Bu hücreler daha sonra mikroskop altında incelenir ve lenfomayı gösteren kanser hücreleri aranır.
Aspirasyon yoluyla yüksek kaliteli bir teşhis örneği elde etmek her zaman mümkün olmasa da, birçok veteriner hekim, cerrahi biyopsiye kıyasla minimum risk, yan etki ve maliyet taşıdığı için bu testi öncelikle tercih eder.
İnce iğne aspirasyonu sonuçsuzsa veya lezyonun yeri nedeniyle pratik değilse, veteriner hekim bunun yerine cerrahi biyopsi yapabilir. Bu, lezyondan bir doku parçasının alınmasını içerir.
Gastrointestinal lenfomadan şüphelenilen durumlarda, bu örnek cerrahi olarak bağırsağın iç yüzeyinden örnek alınarak yapılır. Alınan bu numuneler patologlar tarafından işlenir ve lenfomayı değerlendirmek için mikroskop altında incelenir. Lenfoma biyopsi ile teşhis edilirse, patolog ayrıca kedinizin yüksek dereceli veya düşük dereceli lenfomaya sahip olup olmadığını belirleyebilir.
Bu belirleme, kanser hücrelerinin ne kadar hızlı bölündüğüne ve hücrelerin ne kadar kötü huylu göründüğüne dayanmaktadır; yüksek dereceli lenfoma hızlı büyüyen ve daha kötü huylu olandır. Kedilerde düşük dereceli lenfomanın kemoterapiye yanıt verme olasılığı daha yüksektir ve kemoterapi genellikle daha uzun remisyon dönemleriyle sonuçlanır. Örnek dokuda lenfoma teşhisi konulursa, veteriner hekiminiz immünohistokimya gibi ek testler yapabilir. Bu test, lenfomayı daha fazla karakterize etmeye ve bir tedavi planı geliştirmeye yardımcı olabilir.
Lenfoma nasıl tedavi edilir?
Lenfoma genellikle kemoterapi ile tedavi edilir. Düşük dereceli lenfoma, oral kemoterapi ajanları ile tek veya kombine olarak tedaviye alınırken, yüksek dereceli lenfoma, bir dizi kemoterapi protokolünden biri kullanılarak tedavi edilir.
Kediler kemoterapiyi insanlardan çok daha iyi tolere eder ancak yine de tedavi sırasında yan etkiler görülür. En sık görülen yan etkiler kusma, ishal ve iştah azalmasıdır. Bununla birlikte, bu etkiler hastaların sadece yaklaşık %10'unda görülmektedir. Kemoterapi protokolü belirlenen hastalarda belirli aralıklarla kan testleri yapılır ve kemoterapi yan etkilerine karşı tedbirli olarak tedavi yönlendirilir.
Nazal tümörler veya abdominal kitleler gibi tek bir alanla sınırlı lenfoma için cerrahi ve/veya radyasyon uygun olabilir, ancak bu nadirdir. Çoğu vaka sadece cerrahi veya radyasyonla tek başına şekilde tedavi edilemez ve kemoterapi gerektirir.
Kedinin durumu veya sahibinin isteği nedeniyle kemoterapi bir seçenek değilse, palyatif tedavi seçenekleri ile klinik belirtilerde geçici bir azalma sağlanabilir ve hastanın yaşam kalitesi arttırılmaya çalışılabilir.
Lenfoma için prognoz nedir?
Lenfomanın prognozu, lenfomanın konumuna, tedavinin başlangıcında kedinin ne kadar hasta olduğuna, kedinin lösemi durumuna ve hastalığın ne kadar hızlı teşhis ve tedavi edildiğine bağlıdır.
Gastrointestinal lenfoma vakalarının çoğu düşük dereceli lenfomadır. Tedavi ile düşük dereceli lenfomalı kedilerin yaklaşık %70'i remisyona girebilir. Ancak lenfoma hiçbir zaman gerçekten "tedavi" olmaz; remisyon, tüm lenfoma belirtilerinin geçici olarak çözülmesini tanımlamak için kullanılan bir terimdir.
Düşük dereceli lenfoma için ortalama remisyon 2-3 yıl olarak ön görülür.
"Lenfoma prognozu birçok faktöre bağlıdır."
Yüksek dereceli gastrointestinal lenfomalar tedaviye iyi yanıt vermeyebilirler. Yüksek dereceli lenfomalı kedilerin ortalama olarak %25-50'si, tedavi ile remisyona ulaşır. Tipik olarak, bu remisyon dönemi sadece 2-9 ay sürer ve daha sonra kediler tekrar hastalanırlar.
FeLV'si pozitif olan kedilerde mediastinal lenfoma, ortalama 3 aylık sağkalım süresi ile kötü bir prognoz taşır. FeLV'si negatif olan kedilerde, mediastinal lenfoma kemoterapiye kısmi bir yanıt gösterir. Bu kediler ortalama 9-12 aylık bir hayatta kalma süresi gösterirler ve tedaviye verilen ilk tepki genellikle hayatta kalma süresinin bir göstergesidir.
Renal lenfoma maalesef çok kötü bir prognoz taşır. Bu tip lenfoma ile ortalama yaşam süresi 3-6 aydır, ancak kedilerin çok daha uzun süre hayatta kaldığına dair izole raporlar vardır.
Renal lenfoma, beyine ve merkezi sinir sistemine yayılma eğilimindedir; bu, renal lenfoma vakalarının yaklaşık %40'ında meydana gelir ve bu hastalığın prognozunu kötüleştirir.
Kedimin lenfoma geliştirme olasılığını nasıl azaltabilirim?
Lenfoma önlenemez, ancak kedi lösemi virüsü enfeksiyonu önlenerek bir kedinin lenfoma geliştirme olasılığı azaltılabilir. Dışarı çıkan ya da hastalık taşıyıp taşımadığı belli olmayan kedilerle birarada bulunan kedilerin 2 yılda bir Feline leukemi aşısını olmaları önerilir.
Genel olarak yine bazı hastalıkları önleyemezsek de, erken tanı ve tedavi ile, çok erken dönemlerde yakalanan hastalıklarda günümüzde veteriner tıbbında yaşanan gelişmelere paralel olarak çok iyi yönetimler ve başarılı sonuçlara ulaşmak mümkündür.
Kedinizin senelik olarak en az iki kez bir veteriner hekim tarafından sağlık kontrollerinin yapılması ile, olası değişiklerin izlenmesi ve incelenmesinin mümkün olduğunu unutmayınız.






