| Sitemizi kullanabilmeniz için tarayıcınızda javascriptlerin çalışmasına izin vermelisiniz. |
Profesyonel olarak eğitilmiş hayvanların -örneğin körler için eğitilen köpeklerin- insan hayatına yarar sağladığı aşikarken evcil kedi köpek hatta fanustaki sıradan ufak japon balığının bile sağlığımıza olumlu etki ettiği kabul edilmektedir. Petlerimiz yalnızlığımızı alır, stresimizi azaltır, sosyal ilişkilerimizi geliştirir ve oyuna, egzersize zaman ayırmamızı teşvik ederler. Her şeyden önemlisi bize karşılıksız sevgi ve sadakatla bağlıdırlar. Bir hayvana sahip olmak bile daha uzun yaşamamıza etki eder. Bir çok pet sahibi hayvan beslemenin verdiği neşe ve mutluluğun farkına varmış olsa da bu tüylü sokulgan ve oyuncu arkadaşlarımızın zihin ve beden sağlığımız üzerinde olumlu etkilerinin farkında değildirler. Bu olumlu etkiler son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda kanıtlanmış olup Amerikan Kalp Sağlığı Birliğinin (American Heart Association) açıklamaları arasında özellikle köpek sahiplerinin kalp hastalıklarına yakalanma risklerinin düştüğü ve daha uzun yaşama kavuştukları belirtilmiştir. Çalışma sonuçlarında ayrıca şu hususlar tespit edilmiştir; Pet sahipleri hayvan beslemeyenlere oranla daha az depresyona girerler. Stresli durumlarda pet sahipleri diğer insanlara göre daha düşük kan basıncına sahiptirler. Pet ile oynarken dopamin ve serotonin seviyeleri yükselir, böylece daha sakin ve huzurlu hissedilir. Pet sahiplerinin trigliserid seviyeleri (kalp hastalığının indikatörü ) hayvan beslemeyenlere oranla daha düşüktür. Kalp krizi geçiren pet sahipleri hayvanı olmayana göre daha uzun yaşamaktadır. 65 yaş üstü pet sahipleri, olmayanlara göre daha az doktor ziyareti yapmaktadır. “Köpek sahibi olanların yaptıkları egzersiz kalp sağlığı için çok yararlı dır. Ayrıca sadece bir balığı bile seyretmenin kas tonusunu gevşettiği ve nabzı düşürdüğü tespit edilmiştir. Alzhemier ve demans hastalarında değişik davranış problemleri gelişebilmektedir. Kaliforniya Üniversitesinde yapılan bir çalışmada evlerinde pet bulunan alzhemier hastalarının daha az stres ve endişeli davranış gösterdiği tespit edilmiştir. Petler pozitif yönde konuşmadan iletişim kurabilen canlılardır. İyi eğitilmiş, yumuşak huylu bir köpek alzeimer hastasının agresif davranışlarını-azaltır ve hastayı sakinleştirir. Alzeimer hastalarının davranış problemini tetikleyen unsurlar arasında bazen bakıcılarının stresli olmaları yatar . Zaman ve emeğe daha az ihtiyaç gösteren kedi veya bir kafes hayvanının varlığı bazen alzeimer hastasına bakmakla yükümlü olan kişilerin stresini alır ve onlarında modunu yükseltir. Çocuklara olan etkilerinden kısaca bahsetmek gerekirse; petlerle büyüyen çocukların daha az alerji ve astım gibi hastalıklara yakalandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca peti olan çocuklar sorumluluk almayı,empati kurmayı,merhamet beslemeyi öğrenir. Ailelerinin aksine petler hiçbir zaman emir vermez ve kritik etmez, her zaman sevgi gösterirler onların varlığı çocuklarda güven duygusunu geliştirir. Anne ve babanın olmadığı zamanlar da evde onların varlığı bile ayrılık endişesini azaltır. Yapılan çalışmalarda görülmüştür hiperaktif veya fazla agresif çocuklar bir hayvanın varlığında daha sakin davranmaktadır. Burada unutulmaması gereken çocuğun ve petin “iyi davranış yönunde” mutlaka eğitilmesi olmalıdır. Bazı Otizmli ve diğer öğrenme güçlüğü bulunan . çocukların petlerle insanlardan daha güzel ilişki kurdukları görülmüştür. Bu terapatik (iyileştirici) etkilerinin yanısıra , kedi ve köpekler insanların en temel ihtiyacı olan birine dokunma hissini karşılamaktadırlar. Yapılan gözlemlerde hapishanelerde yatan en zorlu suçluların bile uzun süre bir petle iletişim içine girdiklerinde davranışlarında olumlu gelişmeler olduğu tespit edilmiştir. Okşamak, kucaklamak sarılmak hatta bu sevimli hayvanlara dokunmak bile bizi sakinleştirir ve yumuşatır en stresli olduğumuz zamanlarda bile! Hayatı bizle paylaşarak yanlızlığımızı unuttururlar, bazıları bizim egzersiz ihtiyacımızı tamamen giderirler ki bu da moralimizi yükseltir. Hayvanı olan insanların daha mutlu, bağımsız ve daha öz güveni yüksek olduğunu belirtirken kendi yapımıza uygun hayvan seçmenin öneminden bahsetmeliyiz. Ülkemizde de her geçen gün evinde hayvan besleyen insan sayısı artmakta olup ortama olarak 3.8 milyon hayvanın sahipli olduğu ancak maalesef bunlardan bir milyon kadarının bir yıl içinde sokağa veya barınaklara bırakıldıkları bildirilmektedir. Hep birlikte daha büyük farkındalıklarla onlara sahip çıkma dileği ile Dr. Emel Başaran Veteriner Hekim
Evlerimizde beslediğimiz evcil dostlarımızı çeşitli bakterilere, viral enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı korumanın en iyi yolu koruyucu hekimlik uygulamalarıdır. Bunlar aşılama, antiparazit uygulamaları ve bakteriyel hastalıklara karşı koruma yöntemleridir. Veteriner hekimlerin bu uygulamaları başarı ile yapmaları için öncelikle siz evcil hayvan sahiplerini bu konu hakkında bilinçlendirmek, düzenli olarak aşı takiplerinin yapılması ve bu uygulamaların size net ve anlaşılır bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Koruyucu hekimliği düzenli olarak uygulamak evcil dostlarımızın daha kaliteli bir hayat sürmesine yardımcı olacaktır. İster insan, ister hayvan olsun bir canlının yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için koruyucu hekimlik önemli bir faktördür. Canlının yaşamını tehlikeye sokabilecek veya kalıcı zararlar oluşturabilecek bazı hastalıkları daha ortaya çıkmadan önlemek, bu hastalıkların oluştuktan sonraki tedavisinden daha fazla önem taşır. Bir çok viral veya bakteriyel hastalığa karşı geliştirilen aşılar çok uzun zamandır koruyucu hekimlikte kullanılmaktadır. Bu nedenle aşılar, koruyucu hekimliğin en önemli silahlarından biri sayılabilir. Örnek vermek gerekirse, bir çok ülkede büyük tehdit oluşturan ve binlerce insan ve hayvanın ölümüne neden olan kuduz, bugün koruyucu hekimlik ve kuduza karşı geliştirilen aşılar sayesinde önemini yitirmiştir.
Pet sahiplerinin cerrahi işlem öncesi tereddütleri olur ve biz Klinik olarak bunun farkındayız. Petiniz ameliyata girmeden önce uzman hekimimizce konsulte edilir. Anesteziye girecek olan petiniz için bir dizi testler uygulanır. Petiniz bu testler sonunda güvenli bir şekilde anesteziye alınmakta ve ameliyat sonrasında petiniz yoğun bakıma alınarak takibi yapılmaktadır. Ameliyat ne gibi riskler içeriyor? Petinizin ameliyat yeri, anestezi, genel durumu, yaşı, ırkı, daha önceden geçirilmiş operasyonlar, her hangi bir kronik hastalık durumu, her hangi bir ilaç alerjisi veya operasyon şekli; operasyonda karşılaşılabilecek risklerdir. Petinize tahliller yapılarak petinizin durumunu ve anestezik maddenin vücuda zararı konsunda bilgi sahibi olunur ve petinizin anesteziden ne oranda etkileneceği tahmin edilir ve buna uygun operasyon uygulanır. Petim operasyonda ve sonrasında acı çeker mi? Operasyon sırasında ağrı duyusu ortadan kalkar, petiniz acı çekmez. Ameliyat sonrası ağrılar, cerrahi performans ile ilişkilidir ve operasyonun nerede olduğuna bağlıdır. Kedi ve köpeklerin ağrı eşikleri insanlar ile karşılaştırılmamalıdır. Kedi ve köpeklerin ağrı eşikleri insanlara göre daha yüksektir. Operasyon yarası belli olur mu? Yara bölgesinin durumu, yara bölgesinin açılış şekli ve uygun bir cerrahi estetik dikiş uygulaması ile güzel bir görünüm sağlanabilir.
Yoğun bakım, kliniğimizde hastanın yaşamsal fonksiyonlarını sıkı takip altına aldığımız, tıbbi cihazlarla donatılmış ünitemizdir. Ciddi ve acil sağlık problemi yaşayanlar ve operasyon geçirmiş hastalar polikliniklerde yoğun bakım ünitesine alınır. Gerekli müdahaleler yapıldıktan sonra kritik zaman eşiği aşılana kadar tüm hayati fonksiyonları gelişmiş cihazlarla takip altındadır.
Kedi ve köpeklerin yaz aylarında sıcak araba içinde bırakmanın, ısı çarpmalarının ne kadar tehlikeli olduğu aşağı yukarı herkes tarafından bilinirken soğuk hava şartlarının da petlerin sağlığı için tehlike doğurabileceği unutulmamalıdır. PetVet olarak havaların iyice soğumaya başladığı bu mevsimde size bazı önerilerde bulunmak istiyoruz; Kış check-up’ı: Senede bir kez rutin olarak petlerinizi check-up’tan geçirmeniz önerilmekte iken, özellikle sert kış aylarına girmeden bu kontrolü yaptırmanın tam zamanı olduğunu hatırlatmak isteriz. Mevsim değişikliği ve soğuk havanın da etkisi ile bazı medikal sorunlar, örneğin artritler (eklem ağrıları) daha da kötüleşir. Dolayısı ile petinizin kışa hazır ve sağlıklı olarak girdiğinden emin olmalısınız. Dayanıklılık limitlerine dikkat: İnsanlar gibi petlerin de soğuğa karşı dayanıklılıkları farklıdır. Tüylerinin yapısı, vücuttaki yağ oranı, aktivite seviyeleri ve genel sağlıkları; onların tolerans seviyesini belirler. Çok soğuk havalarda sizin ve köpeğinizin soğuk havadan kaynaklanan sağlık problemlerinden korunabilmeniz için yürüyüş sürelerinizi bazen kısaltmanız gerekebilir. Artrit problemi olan yaşlı hayvanlar, soğukta ve karda daha zor yürürler ve kayma ve düşmeye daha yatkındırlar. Uzun ve kalın tüy yapısına sahip köpekler soğuk havaya nispeten daha dayanıklı iken, yine de çok soğuk onlar için de tehlikelidir. Kısa tüylü köpekler daha az korunaklı oldukları için soğuğu daha çabuk hissederlerken, kısa bacaklı köpekler de daha çabuk soğuktan etkilenirler çünkü vücutları ve karınları karla kaplı yere daha yakındır. Şeker, kalp ve böbrek hastası olan veya hormonal dengesizliği olan (örneğin cushing hastası) petler vücut ısılarını ayarlamakta daha fazla zorlanırlar. Çok düşük dereceler onlar için tehlikelidir. Yine aynı sorunla çok genç veya yaşlı hayvanlar da karşı karşıyadır. Petlerinizin normal vücut ısılarını ve limitlerini bilmelisiniz. Eğer bilmiyorsanız lütfen veteriner hekiminize danışınız. İçeride kalmalılar: Kedi ve köpekler soğuk kış günlerinde içeride kalmalıdırlar. Yaygın ama yanlış olan bir inanış, onların soğuğa dayanıklı olduklarını ve kürklerinden dolayı üşümediklerini söyler, ama bu doğru değildir. Tıpkı insanlar gibi kedi ve köpekler de donmaya ve hipotermiye maruz kalırlar, dolayısı ile soğuk havalarda içeride tutulmaları gerekir. Uzun ve kalın tüylü köpekler (örneğin Huskyler) soğuk iklime daha fazla dayanıklı olsalar da havanın eksileri gösterdiği zamanlarda onlar da uzun süreler dışarıda bırakılmamalıdırlar. Zehirlenmelere dikkat: Çok ufak bir antifreeze damlası bile petiniz için öldürücü olabilir. Bir damla bile olsa etrafa saçılan bu maddelerin hemen temizlenmesi gerekmektedir. Ayrıca petinizin ilaç kutularına, ev temizlik ürünlerine, potansiyel olarak zehirli olabilecek toksik gıdalara örneğin soğan, tatlandırıcılar (xylitol) ve çikolataya da ulaşamamasına dikkat ediniz. Seçenekler sunmalısınız: Aynı insanlar gibi petleriniz de konforlu bir uyku alanına ve ısı değişimine dayanıklı, ılık yerlere ihtiyaç duyarlar. Onların bu ihtiyaçlarına cevap verecek uygun alanlar temin etmelisiniz. Kulübe temini: Hiçbir zaman soğuk havalarda köpeklerin uzun sürelerde dışarıda bırakılmasını tavsiye etmiyoruz. Ancak kış aylarında petinizi içeride tutmanıza imkan yoksa, ona soğuktan korunması için ılık bir ortam sağlayacak rüzgardan korunaklı bir barınak temin etmeniz gerekmektedir. Kulübede donmaya karşı önlem alınarak, kulübe zemini yerden mümkün olduğu kadar yukarıda olmalıdır. Ayrıca alt zemine serilen ve düzenli olarak değiştirilen kalın dokumalı battaniyeler temin edilmelidir. Elektirikli ısıtıcılar yangına neden olabileceği için kullanılmamalıdır. Sokak Kıyafeti: Eğer köpeğiniz kısa tüylü ise, soğuk havalarda üşümesi kaçınılmazdır. Köpeğinize dış ortamda gezmesi için sıcak tutacak kazak veya benzer kıyafetler almalısınız. Eğer yeteri kadar kuru kıyafeti yoksa ıslanan giysileri onun vücut ısısını hemen düşürecektir. Bazı köpek sahipleri petleri için ayakkabı tercih etmektedirler. Bu tarz ürünlerde ise uygun numarayı kullanmanız gerekmektedir. Biraz gürültü yapın: Sıcak bir araba motoru dışarıda yaşayan kediler için uygun bir yer gibi görünse de ölümcül sonuçlar doğurabilir. Arabanızı çalıştırmadan altına bakıp, ayrıca motoru çalıştırmadan korna çalarak içeride soğuktan saklanmış olabilecek otostopçu ufaklıkları saklandıkları yerden çıkartmaya çalışınız. Soğuk arabalara dikkat: Yazın sıcak havalarda aşırı ısınan arabalar onlar için ne kadar tehlikeli ise kışın motoru kapanan arabada o kadar soğuk ve tehlikelidir. Buzdolabı etkisi yapar ve içeride kalan petiniz buz keser. Daha önce bahsettiğimiz gibi yavru, zayıf, yaşlı, hasta veya soğuğa adaptasyon zorluğu çekecek bir sağlık durumu olan petlerinizi hiçbir zaman tek başına soğuk bir arabada bırakmayınız. Gerekli olmadıkça uzun araba yolculuklarında onları evinizden çıkartmayınız veya arabada yalnız bırakmayınız. Patilerini kontrol edin: Köpeğinizin patilerini soğuk hava kazalarına veya yaralanmalarına karşı sıkı sık kontrol edin. Çatlayan veya kanayan bir pati yürürken aniden şekillenen bir topallık, bir kaygan zeminden veya pati aralarına sıkışan bir buzdan kaynaklanmış olabilir. Pati aralarındaki tüyleri ayrıca temizleyerek bu tarz birikimlerin oluşmasına engel olabilirsiniz. Tasma ve Çip: Petlerin çoğu, yolların karla kaplandığı durumlarda, aşina olduğu kokuların buzlar altında kalması ile yollarını kaybetmektedirler. Dolayısı ile adres ve kimlik bilgilerini barındıran bir tasmaları veya varsa ideal olandır ki bilgileri güncel bir mikroçip, kaybolma durumunda kurtarıcı rol oynayacaktır. Kurulama: Yürüyüşten döndükten sonra köpeğinizin patileri bacakları ve alt karın bölgesi çeşitli kimyasallar, antifreeze gibi, yalaması durumunda toksik olacak maddelerle ıslanmış olabilir. Eve döndükten sonra patileri dahil tüm ıslak alanların yıkanması ve kurulanması bu tarz zehirlenmelerin önlenmesine yardımcı olacaktır. Bazı buz çözücüler petler için güvenli olup, bu tarz güvenliği olan ürünleri kullanmaya genel olarak özen gösterilmesi gerektiği de çevremizde bulunan komşularımıza hatırlatılmalıdır. Problemlerin farkına varılması: Eğer petiniz titriyor, ağlıyor endişeli bir tavırla dolaşıyor veya hareket etmesi yavaşlamış ve halsiz görünüyorsa veya sıcak yer bulmak için toprağı eşeliyorsa hemen içeriye alınmalıdır çünkü hipotermiye girdiğinin belirtileri şekillenmiştir. Donma olaylarını fark etmek her zaman erken dönemde mümkün değildir ve maalesef 3-4 gün sonra organ hasarı oluştuktan sonra anlaşılabilir. Böyle bir durumdan şüpheleniyorsanız hemen veteriner hekiminize danışmalısınız. İyi beslenme: Kış ayları boyunca petinizin sağlıklı kiloda olması önemlidir. Bazı hayvan sahipleri fazla kiloların soğuk aylar için ideal olduğunu düşünse de, fazla kiloların genel olarak sağlık sorunlarına yol açtığını unutulmamalıdır. Petinizin ideal kilosunu bilmeli ve kilosunu sağlıklı olabileceği seviyede tutmaya özen göstermelisiniz. Veteriner hekiminizle konuşmalı ve soğuk hava şartlarında enerjisi yüksek gıdalar hakkında bilgi almalısınız. Hepinize sağlıklı günler dileriz. photo credits: independent.co.uk | westernwildlife.org | petradioshow.com | huntindawg.com | doggysdigest.com | breedingbusiness.com | bopvets.com | cdc.gov | mattmeadmpls.com
Kedilerde Beslenme Gerçek birer karnivor (etobur) olan kedilerin nasıl beslendiği çok önemli bir konudur. Kediler et ağırlıklı beslenmek zorundadırlar ve bu kendilerine has beslenme ihtiyaçları doğru bir şekilde karşılanmadığı takdirde birçok hastalıkla (idrar yolları hastalıkları, obezite, kalp hastalıkları vb...) karşılaşırlar. Bunun yanısıra bazı hastalıklarda veya bazı kronik hastalıklarda kedilerin çok özel diyetlerle beslenmeleri gerekmektedir. Kedilerde beslenme hayati önemde olduğu için mutlaka veteriner hekime danışılarak bir diyet, beslenme planlanması yapılması gerekmektedir. Kedilerde Obezite Acaba kedinizin kilosu fazla mı? Bundan emin misiniz? Tombik kediler çoğu insana komik ve sevimli gelir ve internette fenomen haline gelen birçok kedi vardır... Aslında obez olan... Peki, fazla kilo ne demektir? Ve acaba obez kedi neye benzer? Çoğu kişinin aslında bir fikri yoktur. Sizin de kediniz biraz fazla kilolu veya obez olabilir. Yapılan muayene ile veteriner hekiminiz bunu tespit edebilir. Sağlık Açısından Kilonun Önemi İdeal kiloda olan kedilerin ortalama olarak daha uzun ve sağlıklı yaşadığını biliyor muydunuz? Obezite; kedilerde diyabet, karaciğer ve kalp hastalıkları gibi birçok sağlık sorunu ile birebir ilişkilidir. Yağ hücreleri kan dolaşımına, pro-enflamatuar (yangı başlatan) mediatorler salgılarlar ve bu maddeler de kedileri birçok hastalığa karşı duyarlı hale getirir (yangısal bağırsak hastalığı ve astım gibi). Kediler yaşlandıkça artritis (eklem yangısı) yaygın şekilde bir problem olarak ortaya çıkmaya başlar ve omurga ile bacaklar obez kedilerde taşınan ekstra yükün altına itilmiş olur. Hissedilen ağrı, hayat kalitesini oldukça olumsuz yönde etkiler. Teşhis ve Tedavi Eğer kedinizin kilosu hakkında endişe duymaya başladıysanız, şimdi tam olarak harekete geçme ve onun daha sağlıklı ve mutlu bir halde yaşaması için gerekli önlemleri almanın zamanı gelmiş demektir. Kedinizin sağlıklı bir şekilde kilo vermesi için mutlaka veteriner hekim tarafından idare edilen bir programa ihtiyacı vardır. Kilo verme süresi, hızı ve verilecek kilo miktarı; çok hassas bir hesaplama ile belirlenen bir programla takip edilerek yapılmalıdır. Uygulanacak diyet programında; kedinizin ihtiyaç duyduğu beslenme şekli ve kalori miktarı bilimsel olarak hazırlanmış özel diyetlerle kontrol altına alınacaktır. Diyet Yapacağınız veteriner hekim ziyaretinde, veteriner hekiminizle; kedinizin yediği mama markası ve ne miktarda nasıl beslendiği, ayrıca mama haricinde verdiğiniz ödüller ile masadan verilen ufak kaçamak parçaları bile paylaşılmalıdır. Bu konsültasyon sırasında, kedinize uygun olan beslenme tipi belirlenecektir. Bu kadar çok ödül seçeneği varken, kedinizi bunlardan mahrum etmek çok zor gelse de unutmamalıyız ki, onları şımartmanın tek yolu bu verdiğimiz ödüller değildir. Catnip, oyun oynama veya sadece sevgi bile sevgimizi göstermek için yeterlidir. Unutmamak gerekir ki, kedilerin birçoğu sadece can sıkıntısından yemek yerler. Basitçe günlük rutinlerine katacağımız yenilikler can sıkıntısının yerini eğlenceye bırakabilir. Petshoplarda bulabileceğiniz bulmacalı yemek kapları küçük dostunuzun yemeği bulma ve yeme süresini uzatırken, yemek için ekstradan enerji harcamasını sağlar. Birden fazla kedinin birada yaşadığı evlerdeki sorunlar; hangi kedinin ne kadar yediği, birinin diğerlerinin mamasını aşırması gibidir. Ve hayvan sahibi tarafından bu durumun denetlenmesi problem olarak görülebilir. Ancak yapılacak olan düzenlemelerle (örneğin kedileri değişik bölümlerde besleme, mamayı sadece bir kedinin gireceği yerde verme gibi), bu durumun üstesinden gelinebilir. Size uygun olan çözümü veteriner hekiminizle bulacaksınızdır. Egzersiz Lütfen egzersizi unutmayalım. İnsanlarda olduğu gibi sağlıklı kilo vermenin önemli parçalarından biri de harekettir. Evde yaşayan kedilerimiz hareketsiz bir yaşamla inaktiftirler. Evde onlara ayıracağınız zamanı oyuna çevirirseniz; hem kalori yakmalarını, hem de zihinsel olarak daha iyi hissetmelerini sağlarsınız. Beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ve düzenli aktivite ile kedinizin kolayca ve sağlıklı bir şekilde fazla kilolarından kurtulduğunu ve daha sağlıklı ve uzun yaşadığını göreceksiniz. Dr. Emel Başaran
Yavru Kedi Bakımı: Yavru kedi sahiplendiğiniz bu dönemi PetVet veteriner kliniği olarak vereceğimiz hizmetle siz ve kediniz için sağlıklı bir periyod olarak görmenizi hedeflemekteyiz. Yavru kedi programı neleri kapsar? Kedinizin alındığı andan itibaren yapılan tam bir fiziki muayene ve her şey yolunda ise 3- 4 hafta aralıklarla yapılacak olan visitlere gelişim sürecini yakından takip etmek. FeLV ve FIV kan testi Birden fazla yöntemle yapılan gaita(dışkı) muayenesi İç parazitlere yönelik olarak 2 defa oral yolla paraziter ilaç uygulaması 8 haftalık iken başlanan ve 3-4 hafta aralıklarla yapılan karma aşılar (2 doz) 12 ve 16 haftalık yaşlarda yapılan 2 doz Feline leukemi virus aşısı Tek doz kuduz aşısı Aşılamalar: Yavru kedinizin sağlıklı bir şekilde viral hastalıklara karşı bağışıklığının sağlanabilmesi için; 8 haftalıktan itibaren 3-4 hafta aralıklarla 2 veya 3 doz karma aşı ( Calici, rhinotracheitis ve panleukopeni ) 2 doz leukemi aşısı yapılması gerekmektedir. Kuduz aşısının yapılması ise kanuni zorunluluktur. FeLv-FIV kan testi: 6 aylıktan büyük kedilerde yapılan bu test ile öldürücü olan ve kolaylıkla bulaşabilen her iki virüsu kedinizin taşıyıp taşımadığı kontrol edilmektedir. Dışkı Muayenesi: 4 saatten fazla bekletilmemiş taze dışkının çeşitli yöntemlerle yapılan muayenesi ile bağırsak helmintleri ve protozoalar yönünden incelemesi yapılır. İç Parazit İlaçlaması: Kedinizin kilosuna göre uygulanan geniş spektrumlu güvenli ilaçlarla sestodlar, askaritler, kamçılı ve kancalı kurtlara karşı etkin müdahalede bulunulmaktadır. Pire ve Keneye Karşı Korunma: Kedileriniz sadece evde de yaşasa pire kene ilaçlamasının rutin olarak yıl boyunca uygulanmasını kesinlikle tavsiye ediyoruz. Kısırlaştırma: Kedilerinizin 4-6 aylık dönemde kısırlaştırılması önerilmektedir.
Ovariohisterektomi veya kısırlaştırma ile ne kastedilmektedir? Kısırlaştırma, ovario histerektomi olarak bilinen cerrahi prosedürü tanımlamak için kullanılan yaygın bir terimdir. Bu prosedürde dişi bir kediyi sterilize etmek için yumurtalıklar ve rahim tamamen çıkarılır. Kedimi neden kısırlaştırmalıyım? Genel olarak tüm kedilerin kısırlaştırılması önerilir. Kedinizi kısırlaştırmanın sağlık açısından birçok yararı vardır. İlk olarak, kısırlaştırma yumurtalık ve rahim kanseri riskini ortadan kaldırırken, meme kanseri, kısırlaştırılmamış dişi kedilerde teşhis edilen bir numaralı kanser türüdür. Kediniz ilk kızgınlık döneminden önce kısırlaştırılırsa, meme kanserine yakalanma riski %1'in (%0,5) altındadır. Cornell Üniversitesi Kedi Sağlığı Merkezi 6 aydan önce yapılan kısırlaştırmalarda meme kanserinden korunma oranını %91 olarak açıklamışlardır. Sonraki her kızgınlık döngüsünde meme kanseri gelişme riski artar. Yaklaşık 2½ yaşından sonra, ovariohisterektominin meme kanserine karşı koruyucu bir fayda sağlamadığı bilinmektedir. Kısırlaştırılmamış dişi kediler aynı zamanda tedavi için ameliyat gerektiren ölümcül bir rahim durumu olan pyometra (rahim enfeksiyonu) geliştirme riskini de taşırlar. Son olarak, bazı metabolik ve nörolojik sorunları olan kediler (şeker hastalığı veya Epilepsi hastalığı) hormonlara bağlı olumsuz değişikliklerden korunmak için kısırlaştırılmalıdır. Kedimi kısırlaştırmanın başka faydaları var mı? En belirgin faydası, planlanmamış gebeliklerin önlenmesidir. Kedinizin kısırlaştırılmadan önce mutlaka bir kez doğum yapmasının gerekli olduğu yönündeki inancın ise, kedinize sağladığı herhangi bir davranışsal, tıbbi veya bilimsel yarar yoktur. Bir kedi ergenliğe ulaştığında, genellikle yedi aylıkken, hamile kalmadığı sürece yılın büyük bir bölümünde her iki ila üç haftada bir kızgınlık döngüsü / östrus siklusu yaşar. Her döngüde yaklaşık bir hafta boyunca 'kızgınlıkta olup ' çiftleşmeye açık olacaktır. Kızgınlık sırasında, yüksek sesle ve sürekli ağlama ve sık sık yere sürtünme ve yuvarlanma gibi sosyal olmayan davranışlar sergileyebilir. Ayrıca bir işaretleme davranışı olarak kum kabının dışına idrarını yapabilir. Bu davranış ile bırakılan koku, erkek kedileri kilometrelerce öteden dişiye çekecektir. Yumurtalıkların alınması kızgınlık döngülerini durduracaktır. Kedimi ne zaman kısırlaştırmalıyım? Bir yavru kediyi kısırlaştırmak için en uygun zamanı belirlerken, kedinizin genel sağlık durumu, davranışsal faktörler ve evcil hayvanınızın ortamı dahil olmak üzere, göz önünde bulundurulması gereken birçok farklı faktör vardır. Bazı durumlarda yavru kedilerin kısırlaştırılması sağlık durumlarının uygun hale gelene kadar ertelenmesini gerektirmektedir. Evcil hayvanınızı kısırlaştırmak için en iyi zamanı belirlemek için veteriner hekiminize danışmalısınız. Kısırlaştırma ameliyatı neleri içerir? Bu büyük cerrahi prosedür genel anestezi gerektirir. Ameliyattan önceki gece kedinizin belli bir saatten sonra beslenmemesi ve ameliyat saatine kadar aç tutulması gerekecektir. Çoğu kedi ameliyattan hemen sonra veya 48 saat sonra taburcu edilir. Veteriner hekiminiz ameliyatla ilgili olarak mama ve suyu ne kadar süreyle alıkoymanız gerektiğini ve kedinize özel diğer ayrıntıları size bildirecektir. Ameliyat, operatörün tercihine veya kedinin özel durumuna göre karın orta hattından veya sol açlık çukurluğundan yapılan nispeten küçük bir kesi ile gerçekleştirilir. Her iki yumurtalık da tüm uterusla birlikte çıkarılır. Cerrahi kesi birkaç kat dikişle kapatılacaktır. Çoğu durumda cilt dikişleri konur ve bunlar yedi ila on gün sonra alınır. Kısırlaştırma operasyonu ile ilgili komplikasyonlar yaygın mıdır? Genel olarak, kısırlaştırma ameliyatı sırasında komplikasyonlar nadirdir. Bununla birlikte, herhangi bir anestezik veya cerrahi prosedürde olduğu gibi, her zaman küçük bir risk vardır. Potansiyel komplikasyonlar şunları içerir: Anestezik reaksiyon; Herhangi bir kedi, herhangi bir ilaç veya anestetik uygulandıktan sonra beklenmeyen bir ters reaksiyon gösterebilir. Bu tür vakaları tahmin etmek imkansızdır, ancak son derece nadirdir. Anestezi ile ilişkili bir başka potansiyel tehlike, kedinin anesteziden önce uygun şekilde aç bırakılmaması durumunda ortaya çıkar. Anestezi uygulanmış hastalar, yutmak için normal refleks yeteneğini kaybederler; yutma sırasında, nefes borusunun girişinde bulunan bir kıkırdak flebi olan epiglot kapanır ve yiyecek veya suyun akciğerlere girmesini engeller. Midede yiyecek varsa, kedi anestezi altındayken veya anestezi sonrası erken dönemde kusabilir ve yiyeceğin akciğerlere girmesine ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durum olan aspirasyon pnömonisine neden olabilir. Herhangi bir hastalık anestezi ile ilişkili riskleri artıracaktır. Ameliyat öncesi yapılan muayene ve kan tahlilleri, kedinizin ameliyat öncesi var olan bir problemini belirleyen, yararlı bir tarama testidir. Bu tahlillerin yapılmadan operasyonun gerçekleştirilmesi kedinin aneztesi ve operatif müdahale sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamasına engel olabilir. Riskleri en aza indirmek için, tüm ameliyat öncesi talimatlara kesinlikle uyulması ve herhangi bir hastalık belirtisi veya kedinizin önceki tıbbi durumunun atlamadan veteriner hekime bildirilmesi önemlidir. İç kanama; Bu, karın kapatıldıktan sonra bir kan damarı etrafındaki bir bağın kopması veya kayması durumunda meydana gelebilir. Bu çok nadirdir ve kedi aşırı derecede aktifse ortaya çıkması daha olasıdır. Klinik belirtiler arasında güçsüzlük, soluk diş etleri, depresyon, anoreksi veya şişkin bir karın bulunur. Ameliyat sonrası enfeksiyon; Bu, kesi bölgesi çevresinde dahili veya harici olarak meydana gelebilir. Çoğu durumda, enfeksiyon antibiyotiklerle kontrol edilebilir. Ameliyat sonrası enfeksiyon, en yaygın olarak, kedi bölgeyi aşırı derecede yaladığında veya nemli bir ortamda olduğunda ortaya çıkar. Kısırlaştırmanın kedim üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olur mu? Kedilerin büyük çoğunluğunda ovariohisterektomiyi takiben herhangi bir yan etki görülmez. Bazı kedilerde, özellikle de Siyam cinsinde, ameliyat bölgesinde yeniden uzayan tüyler belirgin şekilde daha koyu olabilir. Bu daha koyu yama şeklindeki tüyler zamanla yenilenerek orijinal rengine döner. "Kısırlaştırma hakkında birçok efsane ve inanç vardır ancak bunların gerçekler veya araştırmalarla desteklenmediğini unutmamalıyız. " Ameliyattan önce veteriner hekiminizle olabilecek herhangi bir soru veya endişenizi paylaşmanız oldukça önemlidir. Kısırlaştırmak kedimin şişmanlamasına neden olur mu? Kısırlaştırma, kedinizin metabolizmasını yavaşlatır ve daha hareketsiz bir yaşam tarzına yol açabilir. Bu, kedinizin kilo almasına neden olur; ancak vücut kondisyonunu, kilosunu yakından izler ve beslenme ve yaşam tarzlarında - düzenli egzersiz süresi de dahil olmak üzere - uygun ayarlamalar yaparsanız, bu kilo alımını önleyebilirsiniz. Sağlıklı Günler dileriz.
Yavru Köpek Bakımı: Ailenizin bir ferdi olarak kabul ettiğiniz yavru köpeğinizin hayatının bu çok önemli ilk ayları için PetVet veteriner kliniği koruyucu sağlık hekimliği danışmanlığı ve hizmeti vermekte olup, yavru köpeğinizin sağlıklı bir erişkin olmasını hedeflemektedir. Yavru köpek programı neleri kapsamaktadır? Yavru köpeğinizin evinize girmeden önce muayenesi yapılır ve her şey normalse 3-4 hafta aralıklarla yapılan muayenelerle yavrunun fiziki ve davranışsal gelişimleri takip edilir. Aşılama programı DH (L) PP- ilk aşı 6-8 haftalık yaşta yapılmalı ondan sonraki aşılamalar 3’er hafta aralıklarla devam ederek köpeğiniz 16 haftalık olduğunda tamamlanmalıdır. Bordetalla aşısı 12 haftalık yaşta yapılır. Kuduz aşısı 16 haftalık yaşta yapılır. İki defa iç parazit ilaçlaması yapılır. Fecal test (dışkı muayenesi) yapılır. Aşılamalar: Köpeğinizin viral hastalıklara karşı bağışıklığının yani korunmasının yüksek ve tam olarak sağlanabilmesi için aşıların 6-8 haftalıktan itibaren seriler halinde 3 er haftalık aralarla 16 haftalık oluncaya kadar tamamlanması gerekmektedir. Bebeklik dönemi aşılarının tamamlanmasının ardından DHPPİ-L ( distemper, parva, leptospria, hepatit ve parainfluenza ) aşısı ile bordotella (kennel cough) aşısı senede bir kez yapılmalıdır. Kuduz aşısının yapılması ise yasal zorunluluk olduğu için her yıl yapılmalıdır. Anti-paraziter Sağaltım: Köpeğinizin kilosuna göre verilen geniş spektrumlu antiparaziter ilaçlar ile kancalı kurtlar, kamçılı kurtlar, sestodlar ve askaritlerin hepsi temizlenmektedir. Fekal Muayene: Köpeğinizin taze dışkısı (4 saatten fazla beklememiş olmalıdır) birden fazla yöntemle muayene edilerek yukarda bahsedilen parazitlerin yanı sıra olası diğer bağırsak protozolarına karşı muayene edilir. Pire ve kene koruması: Pire, kene ve diğer dış parazitlere karşı köpeğimizi ve kendimizi koruyabilmek için bütün bir yıl boyunca düzenli olarak topikal ilaçlamaların yapılması sağlanmakta ve önerilmektedir. Kısırlaştırma: Yavru köpeklerimizin 4-6 aylık dönemde kısırlaştırılması önerilmekte olup, yasalar gereği mikrochip uygulaması hakkında bilgi ve hizmet sunulmaktadır.
Küçük bir belirti önemli bir sıkıntının habercisi olabilir. Can yoldaşınızda herhangi bir anormallik gözlemlediğinizde, lütfen bir Veteriner Hekimin muayene etmesini sağlayınız. Muayene ile pet dostlarımızın genel durumları, beslenme ve yaşam ortamları ile ilgili güncel bilgiler alınarak bireysel beslenme, paraziter korunma ve aşılama programları planlanır ve uygulanır. Sağlık problemi olan petlerimizde bu sıkıntılarla ilgili tanıyı koyabilmek, belirtilerin kaynağını aramak üzere en uygun tanı yöntemlerine karar verdiğimiz ilk aşamadır. Hasta hayvanı muayene eden veteriner hekimimiz muayeneye başlarken başarılı olacağına inanır. Anemnez alırken bir taraftan hangi muayene yöntemlerini uygulayacağına karar verir. İhtiyaç durumunda hastalıkla ilgili bilgilerini yenilemekte ve uygulayacağı tedavi seçeneklerini tam belirlemek için konuyla ilgili kaynaklara başvurmaktan çekinmemektedir. Veteriner hekim kendi bilgi ve deneyimini aşan hastalıklarda konunun uzmanı ya da uzmanları ile temas kurar ya da hasta hayvanı uzmanına emanet eder. Hayvanların bütün sistemleri muayene edilmelidir. Hasta hayvanı muayene eden veteriner hekimimiz pek çok muayene yöntemlerine başvurur. Bu muayene yöntemleri; asıl muayene yöntemleri ve yardımcı muayene yöntemleridir. Asıl muayene yöntemlerinde veteriner hekimimiz, görme, işitme, koklama ve dokunma gibi duyularını kullanır. Yardımcı muayene yöntemleri ise, asıl muayene yöntemleri ile tanının tam konulamadığı durumlarda, özel muayene yöntemlerinden yararlanılarak kesin tanıya yardımcı olan muayene yöntemleridir. Asıl ve yardımcı muayeneler ile kesin tanı konulamadığı bazı durumlarda tanı için bazı operasyonlar yapılır ki; bunlara “Diagnostik operasyonlar” adı verilir. Bunlar; Diagnostik enjeksiyonlar, Diagnostik punksiyonlar Diagnostik laparotomi (celiotomie) lerdir.
3 aylık, minnoş kardeşlerinin en beyefendisinden bir oğlumuz Emrah. Minicikken kliniğimize gelen, bütün rahatsızlıklarını başarıyla atlatmış olan sağlıklı bir bebeğimiz. Veteriner bakımlı, iç-dış parazitleri ve aşıları yapılmış, sağlıklı, oyuncu, pamuk gibi bir bebek. Artık tek ihtiyacı şefkatini paylaşabileceği, onu sarıp sarmalayacak bir aile. Lütfen alamasanız da paylaşın, yollarını ve yuvalarını bulsunlar. İstanbul, Acıbadem 0216-339 20 80
Petinizin başına gelen kaza; bir yere çarpma, kesik, düşme vs. olabilir. Kesinlikle telaş yapmayın, yavaş ve emin bir şekilde yaklaşın. Kanama var mı yok mu? Vücudunda dokundurmak istemediği, tepki verdiği yerler olabilir ki, bu durumda dikkatli davranın; ağrısı çok olduğu için dokunmaktan kaçının, sizi ısırabilir. Vücut bütünlüğünü; duruşunu özellikle eğri duruş, ayakta duramama, yatalak halde olma, çevreye karşı verdiği ilgisiz tavır, solunum sayısında değişim (çok dikkat etmelisiniz), şuur kaybı gibi durumlar da özellikle erken dönemden geç döneme kadar değişik klinik durumlar gösteren şok tablosudur. Vücut ısısında düşme, genel olarak vücutta soğuma gibi durumlar meydana gelmektedir. Bu durumda fazla hareket ettirmekten kaçının. Yukarıdaki saydığımız şok durumu sivri ya da kesici cisimlerin vücutta meydana getirdiği ciddi kesik yaralarında da görülür. Kanamanın olduğu kesik bölgeye bir havlu veya temiz bir bez (çoğunlukla Batticon’lu olması tercihtir) ile basınç yapınız. Vücut sıcaklığının düşmesini engellemek için bir battaniye üzerine koyun ve sıcaklığı muhafaza etmeye çalışın. Kesinlikle yiyecek, içecek bir şey vermeyin. Ayağa kalkmasına, hareket etmesine izin vermeyin. En kısa sürede Veteriner Hekiminize ulaşın.
1 | ... | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |






